|
|
|
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ODTÜ Vişnelik
Kadın ve Engel
Grup 1
Grup Üyeleri: Betül Can, Esin Akbaba, Saadet Büyükkahraman, Şengül Deveci, Yunus İnan
KADIN ve ENGEL
“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” bizim grubumuzun temasını oluşturmaktadır. Tarih binlerce icat ve keşif yapmış insanlar (erkekler) ile dolu iken, gözden kaçan bir nokta var ki bütün bu erkeklerin destekçisi olan ve hep geri planda kalmış kadınlarımız tarihte kendilerini pek baskın olmasa bile göstermekteler. Ama tarih,n değişen dünya düzeninde bizlere göstermiş olduğu bir şey de var ki bu, kadınlar eski çağlardaki Amazonlar gibi olmayıp, hemcinslerinden desteklerini esirgemekteler. Erkeğin baskın olduğu ataerkil toplumlarda, özellikle Türkiye’de, kadınlar hep bireysel olarak dert ve isteklerini dile getirmek zorunda kalmaktalar. Bu demokratik düzen olarak adlandırılan yapı içerisinde ise bu tür bireysel seslenişlere pek yer yoktur ve bunlar tepki görmezler.
“Biz babadan böyle gördük” diyen toplumumuz, kadınların bir mevkide veya bir şekilde güç sahibi, otorite sahibi olmalarını istememektedir. Yalnız kadın ise bu engelliği yalnızlığı ve güçsüzlüğü nedeniyle aşamamaktadır. Kadın güçsüz değildir ama topluluğun gücü ile de baş edecek güce sahip değildir. Yalnız başına idare etmek varken neden güç dağılımı olsun ki’ diyen erkekler kadınların bir rakip veya ortak karar alma mekanizmasında bir konuma sahip bir birey olmasını kabul etmemektedir. “Kadından Yönetici olmaz” diyen Türk medyası aslında bilmeyerek toplumdaki potansiyelin yarısını yok saydığını ne zaman anlar bilinmez ama bu anlayış çok geç zamanlara olur ise kayıplar asla telafi edilemez.
Bunun yanında toplumumuzda ayrıca sosyolojik olarak bu durumda olan ve buna ek olarak bir engeli olan kadınlarımız da bulunmaktadır. Bütün zorluk ve güçlükler yetmiyormuş gibi bir de bedensel ve zihinsel kadınlarımız yukarıdakilerden kat kat fazlasına ve fecisine maruz kalmaktalar. Kadınsa bir puan kaybettin, hele bir de engelin varsa artık senin bu kapitalist erkekçi düzenin içinde yer edinme n imkânsızdır. Bombaları, topları ve silahları yapan erkek, neden kendini kendisi yapan kadını böyle eziyor? Tek sebebi var, tıp ki bir Türk hikâyesinde dendiği gibi “birlikten kuvvet doğar”, kadınlarımızda bir birliğin olmaması. Yalnızlık ve acizliler içinde kadının tek başına çaba sarf etmesi. Peki neden? Kadınlar birlik oluşturamaz mı? Tabiî ki oluşturabilirler ama ilk önce kendi potansiyellerini keşfetmeleri gerek. ‘Ben kimim?’ sorusuna cevap vermeleri gerekir. Kadınlar öyle güçlü ve azimli ki toplumdaki kadın veya erkek fark etmez bütün engelli insanların bakımları onlarda. Erkek görmez olur, kadın onun gözü; yürüyemez olur, kadın onun ayağı; duymaz olur yine kadın onun kulağı olur ama yine aynı şekilde hep ezilen taraf olur. Peki neden? Tek sebebi eğitimsizlik ve bu da toplumumuzun üzerine çökmüş bir karabasan gibi hep karşımızdadır. Eğitimli kadın bütün dünyada neden bu kadar aktif ve etkenken, bizim toplumumuzda bu kadar pasif ve edilgen? Çünkü eğitim onlara o kadar az sunulmuş ki, yine bir ataerkil anlayışla “kızın okulda ne işi var, kırsın bacaklarını evinde otursun” halen söylenmekte ve genç kızlarımız, yarının kadın ve anneleri okuldan ve eğitimden uzaklaştırılmakta. Bunun tek suçlusu kim? Yine erkekler? Hayır, bu noktada kadının örgütsüz ve bireyselliği de bu suça ortak teşkil etmekte. Neden erkek gitme derken anne bastırmıyor ve diğer kadınlar ile birlik olup dernekleşip erkeğe daha güçlü karşı çıkmıyor? Hepsi yine eğitime dayanıyor. Eğitim görmüş kadınlarımız kendilerini toplumda her zaman gösterebilmiştir, bu bir Betül olmuş bir zaman, Şengül olmuş başka bir zaman.
İşte anahtar işte kapı, eğitim şart ama hepsinden önce azim şart. İsteksiz ağaca nekadar su dökersen dök asla büyümez ve meyve vermez. İstek anahtar oluştururken engelde kilit olmakta ve bunun aşılıp aşılamayacağı yine kadının azim, istek ve dayanışmasına dayanmaktadır. Kadınlar birlik oldukça eğitim onlardan asla esirgenemeyen bir hak olarak iade edilecektir. Emin olun erkek mevki ve konumunu kaybetmemek için eninde sonunda anlaşmaya varacak ve ortak isteyecektir. Ya olmamak ya da ortaklaşa yaşamak, işte erkeğin önüne konacak en temel şart bu olacak. Bütün kadınların Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz ve dayanışmaya çağırıyoruz…
Grup 2
1. GRUP ÜYELERİ: Firdevs, Deniz, Kıvanç, Fatih ve Erkan.
2. GİRİŞ: Söz konusu grup çalışmasında, engelli kadınların ve bazen de cinsiyet ayrımına gidilmeksizin genel olarak engellilerin sorunlarına ve konuya ilişkin çözüm önerilerine yönelik tespitlerde bulunulmuştur. Bu hususlar aşağıda verilmektedir.
3. TESPİTLER:
3.1. TESPİT I: TOPLUMUN ÖN YARGILARI - “SEN BU İŞİ YAPAMAZSIN” SORUNU
Gerek iş yaşamında gerekse de akademik yaşamda kadın ikinci sınıf olarak görülmekte, kadın imgesi çoğu zaman, toplumda “evde oturan, ev işleri yapan, çocuk bakan birisi” olarak kabul edilmektedir. Diğer bir ifadeyle toplum kadına bir rol biçmiştir ve kadının o rol dahilinde hareket etmesini beklemektedir. Bu açıdan kadın, rolünün sınırlarının çizilmesi ve bu sınırlar içerisinde hareket etmesinin beklenmesi nedeniyle olumsuz anlamda bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır.
Öte yandan, kadın olmanın yanında, “kadın engelli” olma durumu ise zorluk katsayısını ikiye katlamakta ve kadına karşı “yapamazsın” şeklindeki ön yargıları büsbütün artırmaktadır.
3.1.1 ÇÖZÜM:
Yukarıda sayılmış olan ön yargıların ortadan kaldırılması, toplumun konu hakkında bilinçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Konu hakkında çoğu zaman, birtakım belirli ve sayılı günler vesilesiyle konuşmaların yapıldığı bilinmekle birlikte, genelde bu konuşmaların pratiğe dönüştürülemediği dikkat çekmektedir. Öncelikle, engelli bayanların, toplum önünde olması gerekmektedir. Toplum önünde devamlı bulunularak “engellilerin varlığına yönelik bir farkındalık” yaratılmalıdır. Bu amacın sağlanması için, tüm engellilerin toplum önüne çıkma isteksizliğinin ortadan kaldırılması, ülkenin, toplumun ve bireyin çeşitli konulardaki sorunlarını yargılayan ve çözüm önerileri getiren çeşitli konferanslara engellilerin etkin katılımcı olarak bulunmaları, engellilerin sayıca fazla olduğu ve etkinlik düzeyi yüksek olabilecek bir potansiyele sahip olduğu mesajının topluma her fırsattan yararlanılarak verilmesi gerekmektedir.
Engellilerin varlığı bilincinin oluşturulmasında, günümüz dünyasının etkin gücü olan basından yararlanılması şarttır. Basın gündeminde, topluma mesajlar verecek, toplumda engellilerin varlığına ilişkin bilinç uyandırabilecek aktivitelerin yansıtılması önem arz etmektedir.
Devlet, mevcut durum itibariyle bulunan engelli kontenjanını artırmalıdır. Bu vesileyle, engellilerin çalışma ortamına girmesi sağlanacak ve engellilerin aslında neler yapabilecekler hakkında toplumda bilinç uyandırılabilecektir.
İşverenler, çalışan seçiminde, engellileri, engelli kontenjanını dolduracak kişiler olarak görmek gibi sınırlı bir bakış açısını terk etmelidir. Engelli istihdamında “kalifiye engelli” kavramını zihinlerine oturtmalıdırlar. Zira ülkemizin önde gelen üniversitelerini oldukça başarılı derecelerle bitirmiş gençlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazladır.
İşverenlerin, çalışan istihdamında kalifiye engellilere iş olanağı sunmasını teşvik etmek amacıyla, devletin ilk etapta, engelli istihdamını asgari yasal oranın üzerinde gerçekleştiren işletmelere birtakım vergi teşviki sağlaması ya da basında yapılacak onore edici ilanlar verme gibi faaliyetlerde bulunması yararlı olacaktır.
3.2. TESPİT II: AİLENİN KABULLENEMEME SORUNU
Engelli çocuğa/çocuklara sahip ailelerin, toplumun hangi kesiminden gelirse gelsin, söz konusu durumu kabullenmekte güçlük çektikleri görülmektedir. Ailelerin, engelli çocuklarını topluma dahil etmek yerine sakladıklarına şahit olunmaktadır.
3.2.1. ÇÖZÜM:
Engelli bireylerin sorunlarını aşmalarında güç sahibi oldukları düşüncesine ulaşmaları, topluma dahil edilerek toplumsallaşmalarını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle ailelerin eğitilmesi ciddi anlamda önem arz etmektedir.
Ailelerin konu hakkında bilinçlendirilmeleri, ilk etapta, yalnız olmadıklarını anlamaları ile mümkün olacaktır. Ailelerin, “dernek” ya da başka yapılaşma altında bir araya gelerek iletişime geçmeleri ve çözüm önerileri üretmeye başlamaları, engellileri teşvik etme, sorunlarını aşmada cesaretlendirme ve güç bilincine ulaşmalarını sağlama anlamında oldukça yararlı olacaktır. Özetle, aileler, engelli çocuklarının engellerini aşmalarını talep ederken pasif bir bekleyiş içinde bulunmamalıdır, en az engelli çocukları kadar çaba sarf etmelidir.
3.3. TESPİT III: ENGELLİLERİN BİREYSEL ÖZELEŞTİRİ YAPMALARI:
Engellilerin, sorunlarını çözmelerinde, örgütlenip aktif olmaları, toplum önüne çıkarak konuşma cesareti göstermeleri toplumda bir farkındalık ve bilinç oluşturma açısından oldukça önemlidir. Bu şekildeki “görüntüde bulunma ve kabul görme” faaliyetlerinin toplum nezdinde olumlu bir imaj oluşturması, toplumca takdir edilmesi ve saygı gösterilmesi durumu, engellilerin kendilerini her anlamda geliştirmeleri ve kalifiye hale gelmeleri ile mümkün olacaktır. Bu anlamda engellilerin okumaları, kendilerini geliştirmeleri ve toplum sorunlarına duyarlılık gösterip aktif katkıda bulunmaları oldukça önem arz etmektedir.
3.4. TESPİT IV: HER BİR BİREYİN KENDİNE YÖNELİK ÖZELEŞTİRİ YAPMASI:
Her bir birey kadınlara yapılan olumsuz ayrımcılık karşısında, cinsiyet seçiminin irade kapsamında olmadığını, kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu, birbirlerine cinsiyet kaynaklı üstünlüklerinin olmasının makul olmadığını görmelidir. Ayrıca, tüm bireylerin, engelli doğulmamış olunsa bile, yaşam içerisinde oluşacak bir kaza ya da benzeri bir olay nedeniyle engelli olabileceklerini aklından çıkarmayarak engellilerin sorunlarına duyarsız kalmamaları, kendilerine özeleştirel yaklaşmaları gerekmektedir. Zira yarının ne getireceği bilinmemektedir.
Grup 3
Engelli Kadın hakkında tartışmaya ilk başladığımızda eğitim sorunu ilk aklımıza gelen şeydi. Kadın ve engelli eğitimde dezavantajlı iki grup ve engelli kadın’ın eğitim problemi bunu dikkate aldığımızda daha ciddileşiyor. Bunu tartışırken şunu farkettik. “Engelli Kadın” dediğimizde ayrı iki kimliğin sentezinden ortaya çıkan yeni bir kimlikden bahsediyorduk. Kadın’ın kendi kimliğini topluma kabul ettirme mücadelesi ve benzer şekilde engelli kimliğinin var olan toplumsal düzenlemelerle igili çatışması bizi şu soruya yöneltti. Bu durumda “Engelli Kadın” kimdir? Bu iki farklı ama sosyal dışlanmaya maruz kalmış grupların kesişimi. İşte bu noktada 8 Mart gününden de yola çıkarak kamusal alanda daha fazla meşrulaştırılan tek başına özne olarak kadın kimliğinin problemlerini bir kenara bırakıp, ondan daha az mücadelesi temsil edilen engelli özneyi tartışmaya başlamayı faydalı bulduk. Sorduğumuz soru şuydu: Engelliyi kim tanımlıyor? Biz engelli bireyin toplumsal bir özne haline gelebilmesi için kamusl alanda tıpkı kadın gibi kendini yeniden tanımlaması gerektiğini vurguladık. Peki nasıl olacaktı bu? Eğitim dedik yine başta ilk çözüm önerisi olarak. Engelli iyi bir eğitim almalı idi. Sonra bu eğitimin sonunda üstün başarılı olmalı dedi bir arkadaşımız kendisini topluma ispat edebilmek için. Hani hep televizyonlarda izler, gazetelerde okuruz ya engellilerin başarı hikayelerini. Burada durduk ve düşünmeye başladık. Sonrada sorgulamaya. Topluma kabul ettirbeilmesi için kendi öznelliğini kendi kimliğini engelli gerçekten üstün performans mı göstermeli? Mesela iki üniversite bitirmek, ya da herhangi bir spor dalında üstün yetenek ödülü almak ve hatta belki onlardan Nobel ödülü almalarını mı beklemeliydik toplumca onların aslında sahip oldukları hakları geri iade edebilmek için? Sonuçta onlarda sıradan bir vatandaşlar. Evet altını çizerek bir kez daha söyleyeceğim sıradan vatandaşlar. Onlar olduklarının çok ötesinde bir şeyler yapmak, birşeyler ispat etmek zorunda değiller. Fakat her sıradan vatandaş gibi vatandaş olmanın gerektirdiği tüm hakları talep etme insiyatifine sahipler. Bu noktada toplumun düşüncesiyle yarışmalı engelli? Toplumun bilinçlenmesi engelli mücadelesinde en önemli araç. Tıpkı kadın hareketinde bilinç yükseltme aktiviteleri nasıl önemli bir taktik olmuş ise engellinin toplumsal alanda tanınmasında da yararlı olacağı kanaatindeyiz. Toplumun bilinçlenmesinin de ana yolu eğitimden geçmektedir. Oysa ki öğretmenlerin engelli öğrencilere davranışlarını gözlemlediğimizde bu konuda ne kadar başlangıçta olduğumuz aşikardır. Bu noktada şu söylenebilir ki kadın mücadelesi ve engelli mücadelesi, “engelli kadın” mücadelesinin temellerini oluşturacaktır ve toplumsal alanda engelli kadınlara tanınacak haklara ulaşabilmek çetin bir politik ve sosyal mücadelenin ürünü olacaktır. Şu anda var olan toplumsal düzende tıpkı yaşlının bakımı igibi engellinin bakımınıda kadın üstlenmektedir. Engelli ve kadın bu anlamda birbirini toplumsal dışlanmaya referans alarak anlayacak birbirine en yakın gruplardır. Bu noktada engelli bakımını ve haklarını devletten talep edecektir. Engelliler için zengin insanların, sanatçıların acıma duygularıyla yaptıkları sadakalar ya da yardım kampanyaları yerine devletin engelliyi olduğu gibi tanıyıp tıpkı diğer vatandaşlarına olan sorumluluğu gibi engelliye olan sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiği hatırlatılmalıdır. Bir devleti sosyal devlet yapan en temel haktır bu. Bu durumda pozitif ayrımcılık yasalarının meclisten geçmesi, engelli mücadelesinde en nihayi hedef olmalıdır.
Hilal, Sevgi, Burcu, Tuğba, Ide
Grup 4
Engelliler ellerinden geleni yap‡yor. Engelli olmadığını düfiünenler kendileri iin bir fiey yapsınlar toplumsal mekanlarda engellilere ait yerlerin,engelli olmayanlarca "girilemez"olarak düfiünülmemesi gerekir. sınırları çizersek
varolamayız.
Arkadafi seçiminde engelin bize engel tefikil etmemesi gerekir. Kadınlar kendi özgüvenlerini ile ayakta kalmalı ve hemcinsleri ile işbirliği
yapmalı,bunun için uygun ortamlar yaratmalılar,iletifiime önem vermeliler
Grup 5
Gruptaki diger arkadaslarin adini alamadim. Cok ayip ettim. Uzgunum.
ste konular:
öncelikle
bilinçlenme. Ve bu bilinçlenmede önce ailede baslamalı. Engelli cocuklarin
ailelerinin bu konuda egitilmeleri sart. Bircok engelli bu nedenle yasama
katilamiyor. Ailenin egitim seviyesinin ve ekonomik durmunun yuksek olmasi
yeterli degil. Engelli cocuga nasil yaklasitiklari onu topluma nasil
hazirladiklari onemli. Bu eksik nedeni ile disarda gordugumuz engelli sayisi cok
cok az. Bilinclenmesi gereken ikinci grup engellilerin kendisi. Engelliler de
toplumda kendilerine ongorulen zayifligi, acizligi, yapamamak durumunu kabul
ediyor. Haklarini bilmiyor. Ucuncu grup ise toplum.
Egitim. Egitim. Egitim. Ozellikle kiz cocuklarin daha cok ihtiyaci var, cunku egitilmedikleri takdirde topluma katilma sanslari neredeyse sifir.
Turkiye’de kilit noktadaki insanlar, ornegin devlet yoneticileri, sirket yoneticileri, okul yoneticileri dusunce engelli. Bu insanlarin kafalarindaki engeller yuzunden ilerleme kaydedemiyoruz. Onlarin dusuncelerini degistirmek gerek.
Engelli kz cocuklar, ailedeki diger kiz cocuklara nazaran daha toleransli buyuyor. Yani aile bazi kurallari engelli kizlarda daha az uyguluyor. Ornegin istedigi yere gitmek, istedigi arkadaslarla gorusmek, meslek secimi vb. Turk toplumunda genelde kizlara uygulanan gece sokaga cikmama, ciksa bile erken donme, baska sehirlere tek basina gitmeme gibi kurallar cocuk engelli olunca daha serbest oluyor. Bunun nedeni sunlar olabilir: 1- aile engellinin kisitli yasamini daha kisitli yapmak istemiyor, 2- aile bu sekilde engelli kizin daha atak olacagini ve daha basarili olacagini dusunuyor, 3- kiz engelli oldugundan erkek arkadas bulup ailenin karsi oldugu bir iliskisinin olma ihtimali daha az (aile oyle saniyor J
)
Grup 6
4 ana bafll‡k üzerinde durmufltuk onlar‡ aktaraca›‡m sizlere.
1-Engelli erkeklerin, engelli kad‡nlara göre evlilik yada evlenebilirlik durumunun daha fazla olmas‡ toplumda gözlenebilen bir gerçektir. Engelli bir erke›e bakabilmek için ona hayat‡ boyunca efllik edebilecek bir kad‡n bulunabiliyor ama söz konusu engelli bir bayansa yuva kuramayaca›‡na inan‡l‡yor.
2-Evde bir engelli varsa, kad‡n‡n bu konuda daha fedahkar ve verici durumda oldu›u gerçe›i. Engellinin engelini evdeki kad‡n paylafl‡yor ve hayat‡n‡ ikinci plana atmas‡ gereksede kendinden vazgeçip engelli için yaflamaya bafllayabiliyor.
3-Engeli kafalarda çözmek gerekir. Bu ise kiflilerin ve toplumun çabas‡na ba›l‡d‡r.
4-Engel ne olursa olsun sevgi ve bilinç oldu›u sürece etkilerini azaltmak ve iyileflme fla›lamak mümkündür.
grup üyelerinin mail adresleri;
Fevzi Torun mustafafevzitorunmynet.com
Fatma Y‡lmaz ftm_yilmaz@mynet.com
Mürvet Cantimur ev tel: 2357104 (mail adresi olmad‡›‡ için)
Seçil Can secilcan74@yahoo.com
Gülay Tuncel gulaytuncel@yahoo.com
Seyhan Giriflmen gizemgirismen@yahoo.com
Grup 7
Grup Üyeleri:
Gizem Girişmen, Figen Aksoy, Filiz Can, Özge Şahin, Hasan Cantimur, İsmail Galip
Grup üyeleri “Kadın ve Engel” konusunu tartışırken toplumun her iki kesiminin de problemlerinin iyi anlaşılması için eğitimin şart olduğunu söyledi. Eğer toplum bu iki kesimin sorunları ve karşılaştığı güçlükler hakkında eğitilirse hem önyargılardan kurtulmak hem de mevcut sorunlara çözüm bulmak konusunda daha kolay yol kat edileceği tartışıldı.
Toplumu bilinçlendirmede Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) büyük önem taşıdığı ve farklı amaçlar için kurulmuş olan STK’ların bir arada çalışarak kaynaşma ortamının sağlanması gerektiği tartışıldı. Problemlere farklı bakış açılarının olayı kavramak ve çözüm bulmak için çok önemli olduğu, bu nedenle farklı STK’ların bir arada çalışmasının önemi vurgulandı. Eğitimli insanların projelerde yer almasının da gerek sonuca ulaşmak açısından gerekse kaliteli projelere imza atmak açısından gerekliliğinin altı çizildi.
Kitle iletişim araçlarının etkili, amaca yönelik, sistematik ve uzun vadeli kullanılması, ilgili kurum ve kuruluşların “kadının ve engellinin” toplum için önemi hakkında etkili bir şekilde bilgilendirilmesi de tartışılan diğer konular arasındaydı.
Hakkın aranmasının gerekliliği ve öneminin yaygınlaştırılması, sadece sorunlu kesimin değil, toplumun her kesiminin duyarlı hale getirilip haksızlıklara karşı tepkilerini dile getirmeleri de kadın ve engel konusundaki çalışmamızda önemli gördüğümüz noktalar arasındaydı.
| | | |